Önümüz bahar mı? Kış mı?

Önümüz bahar mı? Kış mı?
esnaf krizden çıkar mı?

Belli sektörler dışında piyasalardan şikayetçi olmayan kimse yok gibi. Kime sorsanız "nakit dönmüyor" diyor. Ülke ekonomi yönetimi çeşitli paketler ve destekler açıklıyor ama nedense hiçbirisi gerçekten ilaç olmuyor. 

Ekonomisi iyi olan  yöneticiler ise farklı açıklamalarda bulunuyor. TBB Başkanı Hüzeyin Aydın baharın geleceğini öngürürken; Tüsiad Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik "Şurası kesin ki dünya ekonomisinde tehlike sinyalleri artıyor. Türkiye için soru, ekonomimizin bundan etkilenip etkilenmeyeceği değil, ne kadar etkileneceği olmalıdır" diyor.

Balkan Bilecik; konuşmasında, "Geçtiğimiz sene, Amerika ve Çin arasında yaşanan gerginlik, her iki ülkenin ekonomilerini etkilemekle kalmadı, tüm dünya ülkelerini de etkiledi. Avrupa ekonomisi, hem küresel ticaret savaşlarından hem de Brexit belirsizliğinden etkilenerek yavaşlamaya başladı. Küresel büyümenin önümüzdeki iki sene boyunca daha da yavaşlaması bekleniyor"

"Küresel bazda borçluluk, milli gelirin yüzde 225'ine, yani 3 katından fazlasına çıkmış durumda. Şurası kesin ki dünya ekonomisinde tehlike sinyalleri artıyor. Türkiye için soru, ekonomimizin bundan etkilenip etkilenmeyeceği değil, ne kadar etkileneceği olmalıdır. Türkiye, ekonomide uzun vadede sorun yaşamamak için kısa vadede riskleri doğru yönetmelidir." şeklinde durumun riskli olduğu sinyallerini veriyor.

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Aydın, faiz oranlarının düştüğüne, döviz kurunun daha stabil seyrettiğine işaret ederken şu değerlendirmelerde bulundu:

"Enflasyon beklenenden daha iyi bir durumda. Makro göstergelerde güçlü bir dengelenme var. Bütçede, cari açıkta bunların hepsini görüyoruz. Bunlar, gerek reel sektöre gerek bize daha iyi bir faaliyet ortamının olduğunu gösteriyor. Daha iyi bir faaliyet ortamında öncü göstergeler de baharın gelmekte olduğunu müjdeliyor. Reel sektör ve onu desteklemek için bankacılık sektörü baharın ivedice gelmesi için dün olduğu gibi bugün ve yarın da üzerine düşeni yapacaktır. Bankacılık sektörü güçlüdür, deneyimlidir. Bunu Türkiye'yi büyütenlerle paylaşmaktan haz ve mutluluk duyuyoruz."

Peki son tüketiciyle temas halindeki esnaf veya kobi dediğimiz kesin bundan ne anlamalı? Dünya ekonomisinin pek te iyiye gitmediği ve ülkemizin bundan bir şekilde etkilebeceği gerçeği yanında bankalar yapılarını güçlendirmiş ve bu durumalrdan çok ta etkilenmeyecek. Yani ??

Açıkçası devlet esnafını koruyacak gerçek bir eknomik planla gelmezse , yaklaşan fırtına ilk hafif yaprakları yani esnafı savuracak. Şartları uygun olanlar yine her zamanki gibi  durumunu garantiye almış olan bankaların banklarına oturacak. Çünkü onlar güçlü ve dayanıklı.

"Kobilere müjde", "kobilere kredi desteği", "6 ay geri ödemesiz", "nefes kredisi" , "kefil yok" şeklinde reklamı yapılan sözde desteklerden kimler faydalanıyor çevrenizde baktınız mı? Gerçekten ihtiyacı olanların en fazla %20 sidir. Çünkü onların çoğunluğu vergi ve sigortalarını ödeyemedikleri için banka hesapları dondurulmuş, kredi kartlarının en azlarını ödeyememiş, faturalarını zar zor gecikmeşi ödemeye başlamışlardır. Hatta bir çoğu vurulan çek veya ödenemeyen senetlerden dolayı bankalarda "kara liste"ye girmişler. Devlet desteği doğrudan mı veriyor? Tabiki hayır. Bankalar üzerinden veriyor. O zaman bu gerçek ihtiyaç sahipleri bu kredileri alabiliyor mu? Tabiki hayır. Çünkü onlar artık 2. sınıf vatandaş. "Yatırım yapın, iş kurun" diyen o sahipsiz sese kulak verip; bir çoğu gibi parasını bankaya faize yatırmayanlar onlar. Şimdi ise evine ekmek görtüremediği halde sesini çıkarmıyor, devletinden gelecek iyi haberleri bekliyor. Hem de uzun zamandır bekliyor..

Bekleyip göreceğiz bakalım. Bu yolun sonu bahar mı? kış mı?